Annette

Dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nde yapan, Fransa sinemasının hızlı ve romantik çocuğu Leos Carax’ın son yapıtı Annette, Henry McHenry (Adam Driver) ve Ann Defrasnoux (Marion Cotillard) çiftinin tutkulu aşkıyla bezeli görsel bir şölen yaratmak üzere tasarlanmış bir müzikal. Her ne kadar böylesine kısa ve yüzeysel şekilde tanımlamak mümkünse de aslında bu müzikal Carax’ın sinemaya […] The post Annette appeared first on Filmloverss.

Annette

Dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nde yapan, Fransa sinemasının hızlı ve romantik çocuğu Leos Carax’ın son yapıtı Annette, Henry McHenry (Adam Driver) ve Ann Defrasnoux (Marion Cotillard) çiftinin tutkulu aşkıyla bezeli görsel bir şölen yaratmak üzere tasarlanmış bir müzikal. Her ne kadar böylesine kısa ve yüzeysel şekilde tanımlamak mümkünse de aslında bu müzikal Carax’ın sinemaya hatta hikâye anlatımına dair fikirlerini açığa çıkaran, alt metninde çok daha büyük hedefleri olan grandiyöz bir yapıt olarak da görülebilir. Filmografisinde müzik ve romantizmi karanlık bir zemine yerleştiren ve hikâyelerini kendine has bir üslupla tasarladığının altını çizmek isteyen Carax, Sparks ile iş birliği üzerinden bu sefer kendi sınırlarını bile zorlayan bir müzik ve karanlığın içinden sesleniyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Annette ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Film, açılışında erkek bir anlatıcının seyircileri filme hazırlayan bir anonsuyla açılıyor. Bu son derece karanlık ve tedirgin edici başlangıçtan hemen sonra, önce yönetmen Carax sonra sırasıyla Sparks grubu ve onlara eklenen ana karakterlerin oyuncularıyla birlikte Annette izleyicisini şehrin ışıklı sokaklarından “Öyleyse başlayalım mı?” sorusuyla selamlıyor. Kurmaca ile hakikat arasındaki farkın altını çizmekle birlikte, aslında birazdan başlayacak olan rüya benzeri bir kurmacanın çok daha hakiki şeyler anlatacağını gösteren bu sekans sonrası önce Marion Cotillard arabasının içinde kostümü ve makyajıyla Ann olarak beliriyor. Daha ilk sahnede kırmızı bir elmayla bizi adeta bir Havva olarak karşılayan karakter, aynı zamanda hikâyenin çok temel mitlere, metaforlarla döşeli bir masala sürükleneceğini de imliyor. Çok ünlü bir opera sanatçısı olan Ann ile yine çok ünlü bir stand-up sanatçısı olan Henry, aslında hikâye boyunca romantik bir ilişkinin tarafları olmaktan ziyade çok daha büyük bir romantizmin metaforik göstergeleri olmayı da üstleniyorlar.

Annette: Komedi ile Tragedyanın Çocuğu

Tragedya üzerine kurulu anlatılarla bağdaşan Ann’e karşılık “hakikati konuşmak için” komediyi seçen Henry, hikâye anlatımının temelindeki iki ana türün vücut bulmuş hâli adeta. Onların bu iki ayrı uç gibi görünen karakter yapıları aslında birbirlerini tamamlayarak tutkulu bir aşk yaşamalarına da neden oluyor. Henry, son derece yıkıcı ve hakikatten yana bir komedyenken, Ann’in görevi icra ettiği hikâyedeki acıyla insanları gündelik yaşamın trajedisinden uzaklaştırmak ve onları “kurtarmak”. Neredeyse yalan ve hakikatin sınırlarında dolanan bu ikili bir zaman sonra birbirlerinden ayrılamaz bir bütün oluyor. Medyanın ve herkesin gözleri önünde yaşadıkları dolu dizgin aşk elbette hikâyeye bir antagonist olarak dâhil olmaya çalışan orkestra şefi ile genişliyor. Ancak ilişkilerine Henry’nin karanlık geçmişi ve taciz meselelerinin bile düşüremediği gölgeyi, yeni doğan çocukları Annette düşürüyor. Bir insansı kukla olarak dünyaya gelen Annette son derece tekinsiz varlığıyla filmdeki rüya hâlini daha da gri bir moda dönüştürürken anne ve babasının kariyerlerinde de yeni gelişmeler yaşanıyor. Henry’nin içine çekildiği aşk ve bağlılıkla beraber daha da güçlenen yıkıcı tavrı artık komedisine zarar vermeye başlarken, Ann’in ihtişamı büyümeye devam ediyor. Bu dengesizlik sonucunda Henry kendisine içkin olan yıkıcı tavrının kendisine zarar verememesinden yakınarak çözümü -belki istemeden de olsa- Ann’i yok etmekte buluyor. Romantik akımı çağrıştıran bir sinematografik tercihle “yaklaşmakta olan korkutucu bir fırtınanın” dibinde Henry artık komedisinden tamamen sıyrılmış, sarhoş ve bezginken Ann onun kollarında son bir vals ile ölüme sürükleniyor. Bu trajik sonla sahneden çekilen Ann yolculuğuna Henry’ye musallat olan bir hayalet olarak devam ederken aşklarının meyvesi Annette’in karanlık bir odada parlayan ışık hüzmesiyle beliren gizli yeteneği sinemanın varlığını hatırlatıyor. Tüm bu olayların sonrasında Annette’in varlığı ve büyümesine odaklanan film, kukla bebeğin (Devyn McDowell’in akıl almaz oyunculuğuyla buluşarak) “gerçek” bir insana dönüşmesi ve anne-babasından azade oluşuyla sonlanıyor.

Her yönüyle yalnızca sinemayı değil, hikâye anlatımını kapsayan tüm görsel sanatları zamanlarına göre sınıflandırmadan kendine referans edinen bir film Annette. Carax kendisini açıklarken son derece mütevazı bir yerden kendi küçük dünyası ve üslubuyla oyun oynayan yetenekli bir çocuk portresi çizmeye çalışsa da aslında hedefi çok daha büyük ve ciddi gibi görünüyor. Ancak bu kadar ciddiyeti kendi üzerine almaktan çekinen tavrı nedeniyle film de tıpkı Annette gibi melez olamamış ama iki arada kalmış tekinsiz bir anlatı. Hikâyeye ağırlık vermeyen, deneysel bir müzikal hatta daha çok bir deneyim gibi davranıp, aslında son derece basit ve tanıdık bir yapıda olan bir anlatıyı her şeyi aynı anda yapma çabası yüzünden bu kadar zor takip edilecek hâle getirme tercihini anlamak zor.

The post Annette appeared first on Filmloverss.