Aşk 101 2. Sezon Değerlendirmesi

Geçtiğimiz yıl ilk sezonuyla ve özellikle bir karakteri hakkında çıkan söylentilerle gündemdeki yerini alan Aşk 101, izleyicisini bu defa son kez 90’lı yıllara, genç ve daha da önemlisi asi olmaya davet ediyor. İlk sezonuyla “okulun en kötüsü” olarak anılmanın aslında kötü biri olmak anlamına gelmediğini ve dostluğun önemini vurgulayan dizi, ikinci sezonunda aşka biraz mola […] The post Aşk 101 2. Sezon Değerlendirmesi appeared first on Filmloverss.

Aşk 101 2. Sezon Değerlendirmesi

Geçtiğimiz yıl ilk sezonuyla ve özellikle bir karakteri hakkında çıkan söylentilerle gündemdeki yerini alan Aşk 101, izleyicisini bu defa son kez 90’lı yıllara, genç ve daha da önemlisi asi olmaya davet ediyor. İlk sezonuyla “okulun en kötüsü” olarak anılmanın aslında kötü biri olmak anlamına gelmediğini ve dostluğun önemini vurgulayan dizi, ikinci sezonunda aşka biraz mola verip insanın en güzel zamanlarını yiyip bitiren gelecek kaygısını da denklemine katıyor ve hikâyesini anlatırken atmaya cesaret edemediği her adımını telafi edebilmek için ergenlik çağına has, en yoğun yaşanan duyguların samimiyetine sığınıyor.

Meriç Acemi’nin (Kiralık Aşk, Ufak Tefek Cinayetler) yaratıcısı olduğu dizinin yönetmen koltuğunu bu sezonda Umut Aral (Hakan: Muhafız) ve Gönenç Uyanık (Atiye, Hakan: Muhafız) paylaşıyor. İlk sezonunda okulun “en kötü çocukları” olarak anılan grubun davranışlarının altında yatan asıl sebeplere, aslında ilk bakışta görünenden çok daha fazla katmana sahip karakterler arasında zamanla kurulan aşk ilişkilerine ve okulun yıldızı konumunda görülen Işık (İpek Filiz Yazıcı)’ın bu gruba dâhil olma macerasına odaklanan dizi, şimdi ise artık lise son sınıfa geçen karakterleri gelecek kaygısıyla burun buruna getiriyor ve gelecekte yeniden buluşan yetişkin hâllerine dair ilk sezonda verilen  gizemli ipuçlarına yanıtlar vererek izleyicisine veda ediyor. İnsanın yaşamındaki en zorlu dönemlerden birine odaklanan dizi, aslında söylemek istediği pek çok şey varken ve çok kıymetli bir damarı yakalamışken, bir kez daha önceden izlediğimiz örneklere benzemeyi tercih ediyor. Yapılan bu tercih, Aşk 101’in akıllarda ağır ilerleyen, cesur gibi görünen ama aslında alışılmışın sınırlarının dışına çıkmaktan ölesiye korkan bir yapım olarak kalmasına yol açıyor.

Aşk 101 2. Sezon: Ergenlik Döneminin Melankolik Sancıları

Sizlerin de hatırlayacağınız üzere Netflix’in Türkiye yapımı üçüncü orijinal dizisi Aşk 101’in, geçtiğimiz yıl yayınlanan ilk sezonu uzunca bir süre gündemdeki yerini korudu. Diziyle ilgili hiç şüphesiz en çok konuşulan şey, Osman (Selahattin Paşalı) karakterinin cinsel yönelimi oldu. Karakterin ilk başta eşcinsel bir birey olarak yaratıldığı ancak daha sonra RTÜK tarafından gerçekleştirilen sansür uygulamalarının etkileriyle cinsel yöneliminin yeniden düzenlendiği söylentileri ortalığı sardı. İnsanlar uzunca bir süre böyle bir uygulamanın dijital platformları etkisi altına alıp alamayacağını sorguladı. Hatta AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, konuyla ilgili yaptığı son açıklamalarında bu durumu doğrular nitelikte ifadeler kullandı ancak Netflix cephesinden bu söylemlere bir yanıt gelmedi ve zamanla konu söylentilerden ibaret kalarak kapandı. Bu sebeple, 2. sezonu duyurulduğunda akıllardaki en önemli soru işaretlerinden bir tanesi de ister istemez aşkı merkezine alan bu hikâyenin ana kahramanları arasında daima yalnız başına görülen Osman’ın tüm söylentilerden ve tartışmalardan sonra yanında birini görmenin mümkün olup olmayacağı, eğer mümkünse bu kişinin kim olacağı oldu. Dizinin 2. sezonu, bu soruya yanıt vermekten kaçınmadı ve hikâyeye Elif Pınar (Ece Yüksel) katıldı. Osman ve Elif arasındaki ilişki, kısa anlara dayalı hayranlıklarla hızlıca kurulduğu için ilk sezonla birlikte gündeme gelen söylentileri yeniden hatırlattı. 2. sezonun Osman’a aniden bir aşk hikâyesi veren bu tavrı, karakterlerin arasındaki ilişkiyi anlamlı kılmaktansa gençlerin en cesur, toy hâllerinin geleneksel kalıplara ne kadar uygun düşmese de daima desteklenmesi gerektiğini savunan dizinin, hikâyesini başka bir yere taşıyabilecek cesareti göstermekten kaçındığını ve ruhuna ters düşen bir adım attığını düşündürdü.

Yeni sezonda Osman, Eda (Alina Boz), Sinan (Mert Yazıcıoğlu), Işık ve Kerem (Kubilay Aka)’den oluşan grup yine bir şeyleri değiştirme isteğinin peşinde yapılan planları gerçekleştirmek üzere buluşuyor ve ilk sezonda bu gruba katılmayı düşleyen fakat bu gruba çok yabancı biri olan Işık’ın yerini bu kez piyano dehası Elif alıyor. Hayatı boyunca dış etkenlerden uzak bir fanus içerisinde büyütülen Elif, bu grubun gerçekliğine en çok da Osman’ın tecrübeli hâllerine hayran kalıyor ve onlarla arkadaşlık kurabilmek için tıpkı bir zamanlar Işık’ın yaptığı gibi elinden geleni yapıyor. Bir yandan da Burcu (Pınar Deniz) ve Kemal (Kaan Urgancıoğlu) öğretmenlerin ilk sezonda öğrenciler tarafından inşa edilen aşkı, bu kez farklı sebeplerle yeniden zorlu bir süreçten geçiyor. Bu sezonda okul müdürü olan Necdet (Müfit Kayacan) yine kişisel hırsları uğruna başka insanlara haksızlık yapmaktan kaçınmıyor, hatta artık acımasızlığının dozunu biraz daha arttırıyor. Yani aslında Aşk 101 2. sezon, her ne kadar dışarıdan bakınca daha cesur ve daha yenilikçi görünse de aslında, aşk üzerine kurulan planların yerini alan, kahramanlık planlarının haricinde hikâyesini ilk sezonda da izlediğimiz çok tanıdık bir iskelete oturtuyor. Bu gerçeği biraz olsun saklamak adına denklemine o yaştaki gençlerin sırtlarına bindirilen en büyük yüklerden biri olan gelecek kaygısını katarak sisteme ve sistemin çarpık yönlere dair söylemek istediklerinin olduğunun sinyallerini veriyor. Fakat en nihayetinde hikâye, bu noktada da bir kez daha yenilikçi bir adım atacakmış gibi görünürken eyleme geçmekten çekiniyor ve yine herkes “yola” geliyor. Bir yandan da ilk sezonda merak unsuru olarak yer alan karakterlerin gelecekteki hâllerine ne olduğu sorusu, bu sezonda daha açık bir şekilde veriliyor. Karakterlerin gelecekteki hâlleri hakkındaki gizemli sorular daha önce izlediğimiz hikâyelerin tanıdık yollarını izleyerek ve ilk sezonda verilen bazı ipuçları havada bırakılarak hızlıca yanıtlanıyor ve ilk bakışta birinci sezonu hakimiyeti altına alan aşk oyunlarından uzaklaşıp daha cesur meselelere değineceğini düşündüren 2. sezon bunun aksine, daima güvenli ve tahmin edilebilir sularda kalmayı tercih ediyor.

Dizinin birinci sezonu, ilk defa tanıştığımız karakterlerin derinliklerine inip farklı katmanlarını ortaya çıkarırken Aşk 101 2. sezon, odağını karakterler arasında yaşanan iniş ve çıkışlardan doğan dramatik duygulara ve bunalımlara yöneltiyor. Karakterler de ergenlik ve gençlik çağındaki herkes gibi duygularını en yoğun, en saf hâliyle yaşıyor ve bu hisler, kullanılan müziklerle izleyiciye de aynı şekilde yansıtılmak isteniyor. Hatta dizi, karakterlerin ilk sezonda incelenen farklı katmanlarından yoksun kaldığı bu sezonunda kolaya kaçan çözümlerinin, tahmin edilebilir dönüşlerinin ve güvenli sınırlardan ayrılmayan kararlarının ağırlaştırdığı akışını bu yoğun hislerle yükseltmeye çabalıyor. Ancak olup biten her şey gerçekçilikten daha uzakta ve cesur olmayan hamlelerle, yüzeysel bir seviyede gerçekleştiği için ergenlik çağının duygusal çerçevesinin dışına çıkıldığı anda yalnızca abartılı olarak kalan melankolik hislerden ibaret olmaktan öteye gidemiyor. Yalnızca melankolik sancıların yarattığı duygusal etkiye bel bağlayan dizi, yapısını detaylıca kurmadığı hikâyesinde pek çok açık nokta bırakıyor ve unutulmaz bir son yapabilmek için artık hiç de unutulmaz olmayan, modası geçmiş klişeleri kullanıyor.

Müziklerinin ritminin ve cesur gibi görünen hamlelerinin oluşturduğu parlak bir ambalaja sarılı olan Aşk 101 2. sezon, duyguların samimiyetine sığınsa da melankolik hislerin karanlık bulutları dağıldığı anda sezon boyunca atmaya heveslenip son anda vazgeçtiği tüm adımların gölgesi altında kalıyor.

The post Aşk 101 2. Sezon Değerlendirmesi appeared first on Filmloverss.