BEN KİMİM

1. BÖLÜM YALNIZLIK

Bir denizin yosun tutmuş dibi kadar karanlıkta boğulurken uzanılan veya uzatılan her elin sizi yüzeye çıkaracağını zannediyorsanız . O sadece masallarda yaşanan sonu hep güzel biten hikayelerde olur .  Aslında daha gerçekçi olalım. Gerçekler hiçbir zaman dibi görmemiştir. Yalanlar ise hiçbir zaman yüzeye çıkmamıştır. Hayatta her zaman kendinizin kahramanı olmalısınız çünkü. Kimse sizi girdiğiniz bataklıktan çıkarmak için sizinle beraber batmayı göze almayacak. Kimse yangınlar içinde her zerrenizle yanarken, dönüp bir bardak suyla acınızı dindirmeye çalışmayacak . Her girdiğiniz çıkmazda yalnız olacaksınız . İşte tam da o yalnızlıkla tanıştığınızda anlayacaksınız kimsenin sizi düşünmek için yaratılmadığını. Aynanın karşısında kendine bakınca neden hep yalnız olduğunu düşünmeye başlar insan biliyor musunuz? çünkü o an gerçeklerden saklanacak hiç kimse yoktur . İşte tam da böyle anlarda kendinize el uzatmayı öğrenmelisiniz. Ne kadar güçlüsünüz fark etmelisiniz .  Kimse siz düştüğünüzde kalkmanızı beklemeyecek . Hayat öyle düşürüyor ki insanı kalkmaya çalıştığınız her dakika yere daha sert vuruyor. 
insanların bazen dilleri sustuğunda gözlerine bakmalı dil ne kadar susarsa gözler o kadar çok konuşur. Kendi kendinize hiç konuştunuz mu ? ben konuştum . İçinizde hapsolmuş çocuğu görmeyi unutmuşsanız aynaların karşısında kendinizi aramak oysa ki ne kadar faydasızdır. Şimdi bırakın yalnızlıktan korkmayı da aslında kaçtığınız soruların cevaplarını vermeye başlayın. Artık boyunuzu aşan sularla boğuşmaktan yorulduysanız suya kendinizi bırakın . Bir kıyaya vuruncaya kadar denizde ne kadar yol gittiğinizi göremezsiniz . Kaçmaktan yorulmadınız mı ? ben bu soruyu sorarken bile yorulduğumu fark ediyorum. İşte insan da yorulduğunda yalnızlığı tercih ederken şu soru aklıma geliyor. Kaçmak istediğim şey korktuğum gerçeklerin sonucumu yoksa o sonuçların getireceği sorumluluk mu ? işte tüm mesele bu. İnsan aslında her zaman yalnızdır . Çünkü doğarken başladığınız yolda adım atmayı öğrendiğinizde elimizi herkes bırakır. İşte o andan itibaren ya korkmadan adım atarsınız yada tam adımınız boşa gittiğinde elinizi tutacak birini ararsınız. Peki ya siz adım mı atacaksınız ? yoksa o adımda düşmekten korkup birini mi arayacaksınız? yürümeyi öğrendiyseniz hiç kimse için ardınıza bakmayın. Koşmayı deneyin ,zirveye oynayın çünkü hiçbir zaman yanınızda biri olmadığını bilmelisiniz . İlk adımınızdan sonra hep tek başınızaydınız. Sizce bir otobüs yola çıktığında o yere ulaşmak için binen yolcular vakti geldiğinde teker teker inerse yola çıkarken bomboş olan bir otobüs ne kaybetmiş olur ki , indiklerinde . İşte bu sorunuzun cevabı olmalı belki sizde bir başlangıç yapıp sona ulaşana kadar yürümeye devam etmelisiniz. O yolun başında nasıl tek başınıza çıktıysanız. Sonun da tek başınızasınız. O yüzden dinlemek için durup beklediğiniz her yerde insanlara ebediyet veremezsiniz. Onlar kendi duraklarındaki yolculardı ve inecekleri durak geldiğinde indiler sadece bu kadar. Bundan daha fazlasını bekleyemezsiniz. Yalnızlık dediğimiz kavram vakti dolanın gitmesiyse yeni gelecek kişilerin vaktini bekleyin. Sizi önemli kılan hangi yolda kiminle nasıl yürüdüğünüz değil  yol boyunca neler yaşayıp gördüğünüzdür. Bırakın yaşarken yol boyunca tek dostunuz aynadaki yansımanız olsun...

2. BÖLÜM AYNADAKİ GÜNLER

Hayat olağandışıyı hiç göstermeden yaşar; doğarsınız ,büyürsünüz, evlenirsiniz, çalışırsınız ve ölürsünüz. Hayat bu döngüden ibarettir ancak bu kadar benzerlik içinden ufak ama mutlu olduğunuz anılar daima karşınıza çıkacak. Hayat ne kadar bir döngüden ibaret olsa da bu hayata anlam kazandırmakta bizim elimizdedir. Bizler dişlideki ufak çarklarız. Her biri birbirine bağlı ama birbirine ne kadar muhtaç olduğunu bilmeyen ,mekanizmanın birer parçalarıyız . İşte insanlar bundan habersiz yaşar. Herkes tek olabileceğini sanarak ölür. Oysa hiçbirimiz diğerinden bağımsız değildir en ufak bir insanın ufacık bir hareketi bile milyonlarca şeyi değiştirir. Hayat tamda bu noktalarda anlam kazanır.  Hayatın ne kadar aynı olursa olsun ufak şeylerin mutluluklarını gözden kaçırmamalısın. Çünkü gözden kaçırdığın o ufak mutluluklar bu mekanizmadaki sabit yerinde sana anlam kazandıran en önemli yolculukları içinde saklar.

3. BÖLÜM YİTİRMİŞ

kaybediyor olabilirsiniz. kim bilir ki belki çoktan kaybettiniz. kaybetmenin en iyi yanını söyliyim mi? kendiniz dışında yitirecek hiçbir şey olmamasıdır. kaybeden insanların gecesi hep biraz eksik midir ? sorusunu sürekli düşünürüm. Benim gecelerimin limanına gündüz yanaşırken tavana bakmaktan yorulup uyumaya çalıştığımda sağıma soluma her bakışım dakikalarca kaybettiklerimi hatırlatır. Neyi kaybetmiştim ki yada neyi kazanmıştım sanırım bu sorunun cevabı da tam bir muamma. Yine de o günlerde hep penceremin kenarından bir kuyruklu yıldızın kaymasını beklerdim belki oda benim gibiydi terk edildi ,dışlandı ,küçümsendi bu durumdan yalnızca kaçmak istedi kaçarken yüreğindeki alev onu büsbütün tutuşturdu ve ömür boyu bu ateş peşini hiç bırakmadı o günden sonra diğer yıldızlar ona kuyruklu yıldız dedi . Çünkü acısı nereye gitse onunla beraber büsbütün yakarak takip ediyordu. Kim bilebilir ki birinin yaşadığı bir şeyin ne kadar zor olduğunu ne kadar üzdüğünü. Kimse sizi gerçekten anlamaz sadece hep aynı yalanı söylerler ''seni anlıyorum'' oysa seni hiçbir zaman anlamıyorlar çünkü onlar eve gittiğinde rahat rahat uyuyabiliyorken sen saatler boyu yatağın içinde kendinle konuşacaksın. Aslında gerçekten kaybetmeyen kimse seni anlamayacak o yüzden anlıyormuş gibi yapanların sahteliklerinde değil senin acınla sen olabilen insanların omuzunda ağlamalısın ama kaybettiklerin için değil kazanacakların için uğraşırken edineceğin tecrübenin acısına ağla bu durum göz yaşının her damlasında sana bir şeyler katacak. Bir insan ne kadar acı çekiyorsa çeksin. Yere her düştüğünde daha da güçlü kalkmalıdır .Bunu sakın unutma.

4. BÖLÜM KORKAKLIK

Yeni bir şey gördüğümüzde korkarız aslında anlayamadığımız herşeyden korkar ve uzaklaşırız ama sen kaçmamalısın yaşadığın kadar özgürsün unutma. Arkasına bakmadan uzaklaşanlar her zaman kaybetmeye mahkumdur. Yaşadığın hiçbir zorluk kulaklarını çığlıklara kapatmamalı dünyanın içindeki gürültüyü dinlemelisin bazı notalar gerçekten insanı sürükleyecek kadar güzel ritim tutuyor. İnsan oğlu o kadar korkak bir vücuda bürünmüş ki tek yaptığımız çaresizce kaçmak. Oysa uçurumun ucunda dahi dursan düşmekten korkmamalısın çünkü düştüğün her an daha güçlü kalkmayı bilirsen asla yenilmiş olmazsın. Hayat uzun bir yolculuktur ve saklanarak yaşarsan asla sonu göremezsin. Şimdi önce ayağa kalk toparlan ve kendine ''ben kimim'' sorusunu sor. Çünkü eğer bu hayat bir tiyatro sahnesinden ibaretse yönetmen koltuğunda senden başkası oturmamalı. Aslında bütün iş o yönetmen koltuğunda kalabilmektir. Dünyanı kendin yönetmeye başlarsan korkmak için hiçbir sebep kalmayacağını göreceksin. Şimdi asıl soruya gelelim ''korkularınla yüzleşecek kadar cesaretli misin?''. Mesela kimisi yalnızlıktan korkar ,kimisi gerçeklerden , kimisi de sadece korkar . Peki korktuğun şeyin ne olduğunu biliyor musun? Neden korktuğunu kendine sordun mu? Aslında her korkunun ardında kaybedilmiş bir savaş vardır. Bu savaşta öyle kötü incinir ki insan sadece kaçmanın çaresizliğinde çare bulur. İşte tam bu anlarda kontrolü ele alırsan aslında zarar görmeyecek tek kişi sen olursun. Kaçtığın sokaklarda ne kadar yorulduğunu bilmiyorum ama işte elimi uzatıyorum. Ya kaçarken nefes nefese korkularınla büyürsün yada  başrolünü oynadığın sahnede devleşen bir sen görürsün seçim senin ama unutma ki hayat korkunun bittiği yerde başlar.

5. BÖLÜM YARIŞDA MIYIZ? YAŞAMDA MI ?

Yaşamın bize getirdiklerine, kazanacaklarımıza o kadar bağlandık ki! başta kendimiz olmak üzere her şeyden biraz biraz kaybetmeye başladık. Düşünsenize sıcak bir çayı annemizle içmeyi bile unuttuk. Bu kadar çaba ne için soruyorum kendime, cevap alamasam da tekrar tekrar soruyorum. O kadar unutmuşuz ki aslında düşünmeyi kaybolmuş ruhlara dönüşmüşüz. Aslında kazandığımız her şey bir başkasının yapamadıklarını yapmak için kaybedilmiş saniyelerdir . Eğer her şey bir yarışsa ve önemli olan  kazanmaksa, harcanan emek en iyi olmak için sarf edilmiş bir uğraşsa, kazananın elde ettiği başarı sahte bir dünyanın geliridir. Fotoğraflarda Kim daha iyi çıkıyor , kim çirkin ,kim güzel ,kim lüks yerlerde takılıyor . Tek düşündüğümüz her açıdan mükemmel olmaya çalışmak. Aslında hiç ait olmadığımız dünyaların içinde kendimize mutlu zannetmekten başka hiçbir şey yapmıyoruz. Kimse nereye ait olduğunu bilmiyor. Neden nerede mutlu olduğunu sorgulamıyor . Kimse yanındakilerin gerçekçiliğine bakmıyor. Bu günlerde herkes tek bir şey için yaşamaya başlamış ''kazanmak, en iyisi olmak''. Kazanmaya o kadar çok değer veriyoruz ki kazanırken ortaya koyulan mücadelede nefes kesen anlara, yanımızdaki insanlara bir saniye olsun bakmıyoruz, nefes alıp dinlenirken huzurlu olmayı unutmuşuz, kazanmak için yaşamaya çalışırken eğlenmeyi unutmuşuz. Hayal kurmak yerine dünyadaki sahte varoluşların peşinden koşmayı seçiyoruz. Bazen insanları şöyle dakikalarca izliyorum.  İçimden neler oluyor diye sorgulamak geliyor. Aslında herkesin dıştan gösterdiği o mükemmelliğin arkasında nasıl bir dünya var merak ediyorum. Gerçekten mutlu muyuz? olmadığımız bir insan gibi davranmaya çalışırken. İnsanların bizim için ne düşündüğünü bu kadar önemsemeli miyiz? Ben dünyaya sadece kazanmak için geldiğimi düşünmüyorum. Yıllarca bir konuda en iyi olmak için ömrümden kaybetmek de istemiyorum. Hayal kurarken gerçekçi olmak istemiyorum. Herkesin hayali gibi bir villada altımda mükemmel bir araba ile her şey bir kağıt parçasını kazanmaktan ibaretmiş gibi yaşamak yerine beni mutlu eden şeylerin peşinden koşmak istiyorum. Dünyadaki herkes gibi silinmek yerine izler bırakacağım bir yaşam anıtını dünyanın ortasına dikmek istiyorum. Kendimi koca bir denizin ortasında kaybetmek istiyorum. Evet kendini kanıtlamak istiyor olabilirsin ama asla fazlası için kendinden vazgeçme. Fazlasını kazanırken kendinden neler kaybettiğini düşünmelisin. Kendini insanların o görüşlerini tatmin etmek için şartlandırma. Kazanmak senin için nefesin kesilene kadar koşmaksa sadece yapmalısın. En iyisi olmak için değil sadece sen istediğin için yaparsan bundan mutluluk duyacaksın buna verilen ödüller sadece o günleri hatırlatacak birer anı olmalı. İnsanlar bana ne der diye düşünüyorsan çoktan bir şeyleri kaybetmişsindir. Hayat senin ve halen zamanın varken ne yapmak istiyorsan onu yap. Hikayen bitip tozlu bir rafa kaldırıldığında geri döneceğin bir sen kalmayabilir. Seni koydukları yarışın içinde kazanmak için ömrünü mü harcayacaksın yoksa bir şeyler değiştirebildiğin bir dünyanın baş rolünü mü oynayacaksın? seçim senin ve hiçbir zaman geç değildir.