Travmalardan çocuklarımızı nasıl koruyalım?

MELTEM GÜNAY İstanbul -Türkiye’de arka arkaya yaşanan felaketler herkes kadar çocukların ve ergenlerin psikolojilerini de etkiledi. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, doğal afetler sonrasında ortaya çıkabilecek olan psikiyatrik belirtiler ve bunlara karşı yapılabileceklerle ilgili bir rehber hazırladı. Her çocuğun travmatik olaylardan etkilenme durumunun yaşı ve gelişim dönemi, mizacı, bakımverenin özellikleri, yaşam koşulları ve sosyal destek gibi etmenlerden farklılık gösterdiğini belirten rehbere göre; okul öncesi çocuklarda anneye aşırı bağlılık, anneye yapışma, parmak emme, yeni ortaya çıkan korkular, hareket düzeyinde değişiklik, huzursuzluk, aşırı duyarlılık, uyku ve beslenme sorunları, kabus görme, karın ağrısı gibi bedensel yakınmalar, oyunlar ve fanteziler yolu ile olayı yeniden canlandırma yaşanabilir. Okul çağı çocuklarında; yatak ıslatma, korkular, kabus görme, huzursuzluk, hırçınlık, anneye aşırı yapışma, bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyon sorunları, okul başarısında düşme, okula gitmek istememe, içe kapanma, ilgi kaybı, keyifsizlik, iştah ve uyku sorunları görülüyor. Ergenlik çağındaki çocuklarda ise içe çekilme, çevreden kendini soyutlama, saldırgan ve yıkıcı davranışlar, karın ağrısı, baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar, depresyon ve hüzün, intihar düşüncesi, akademik başarıda düşme, okul devamsızlığı, uyku sorunu, dikkat sorunları, güven duygusunda sarsılma, toplumsal kurallara uymada güçlük, çaresizlik ve yapamamazlık hissi, şiddet uygulayanlara uyum ve özdeşim sorunlarını gözleniyor. Anne babalara öneriler Çocuklar ile yaşadıkları güçlükler konusunda konuşmalısınız. Eleştirel olmadan nasıl duygular yaşadığını anlamaya çalışmak “Kes artık yakınmayı, bunları atlatman lazım” gibi sözlerden kaçınmalısınız. Var olan belirtilere alaycı yaklaşmamalısınız. Sürekli travmatik deneyimle ilgili konuştuklarında ya da oynadıklarında sabırlı ve hoşgörülü olmalısınız. Çocuklarınızla birlikte daha fazla zaman geçirmelisiniz. Çocuğun suçluluk duyguları varsa sıkça “bunun onun hatası olmadığını” hatırlatmalısınız. Uyku zamanı sıkıntılı ise hoşgörülü olmalısınız. Travma sonrası huzursuzluğun bir göstergesi olan “öfke”yi azarlayarak durdurmak yerine, onu neyin rahatsız ettiğini anlamaya çalışmalısınız. Yaşamındaki olumlu yanları hatırlatmalı ve pekiştirmelisiniz. Çocuğun dünyayı adil bulmaması, olayın yaşamıdaki etkileri hakkındaki düşüncelerine karşı hoşgörülü olmalısınız. Bu durumlarda doktora başvurun İlk müdahalenin yapılmasına rağmen belirtiler çocuğun normal günlük işlevlerini bozacak kadar şiddetli düzeyde sürmekte ise; Çocuğun kendine ya da başkalarına zarar verme davranışları ortaya çıkmışsa, Çocukta travma tepkilerine ek psikiyatrik bozukluk belirtileri ortaya çıkmışsa (örneğin depresyon, madde kullanım bozuklukları gibi...) Risk faktörlerinin fazla olmasına karşın, sosyal desteğin yetersiz kaldığı durumlarda...

Travmalardan çocuklarımızı nasıl koruyalım?

MELTEM GÜNAY İstanbul -Türkiye’de arka arkaya yaşanan felaketler herkes kadar çocukların ve ergenlerin psikolojilerini de etkiledi. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, doğal afetler sonrasında ortaya çıkabilecek olan psikiyatrik belirtiler ve bunlara karşı yapılabileceklerle ilgili bir rehber hazırladı. Her çocuğun travmatik olaylardan etkilenme durumunun yaşı ve gelişim dönemi, mizacı, bakımverenin özellikleri, yaşam koşulları ve sosyal destek gibi etmenlerden farklılık gösterdiğini belirten rehbere göre; okul öncesi çocuklarda anneye aşırı bağlılık, anneye yapışma, parmak emme, yeni ortaya çıkan korkular, hareket düzeyinde değişiklik, huzursuzluk, aşırı duyarlılık, uyku ve beslenme sorunları, kabus görme, karın ağrısı gibi bedensel yakınmalar, oyunlar ve fanteziler yolu ile olayı yeniden canlandırma yaşanabilir.

Okul çağı çocuklarında; yatak ıslatma, korkular, kabus görme, huzursuzluk, hırçınlık, anneye aşırı yapışma, bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyon sorunları, okul başarısında düşme, okula gitmek istememe, içe kapanma, ilgi kaybı, keyifsizlik, iştah ve uyku sorunları görülüyor. Ergenlik çağındaki çocuklarda ise içe çekilme, çevreden kendini soyutlama, saldırgan ve yıkıcı davranışlar, karın ağrısı, baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar, depresyon ve hüzün, intihar düşüncesi, akademik başarıda düşme, okul devamsızlığı, uyku sorunu, dikkat sorunları, güven duygusunda sarsılma, toplumsal kurallara uymada güçlük, çaresizlik ve yapamamazlık hissi, şiddet uygulayanlara uyum ve özdeşim sorunlarını gözleniyor.

Anne babalara öneriler

Çocuklar ile yaşadıkları güçlükler konusunda konuşmalısınız.

Eleştirel olmadan nasıl duygular yaşadığını anlamaya çalışmak “Kes artık yakınmayı, bunları atlatman lazım” gibi sözlerden kaçınmalısınız.

Var olan belirtilere alaycı yaklaşmamalısınız.

Sürekli travmatik deneyimle ilgili konuştuklarında ya da oynadıklarında sabırlı ve hoşgörülü olmalısınız.

Çocuklarınızla birlikte daha fazla zaman geçirmelisiniz.

Çocuğun suçluluk duyguları varsa sıkça “bunun onun hatası olmadığını” hatırlatmalısınız.

Uyku zamanı sıkıntılı ise hoşgörülü olmalısınız.

Travma sonrası huzursuzluğun bir göstergesi olan “öfke”yi azarlayarak durdurmak yerine, onu neyin rahatsız ettiğini anlamaya çalışmalısınız.

Yaşamındaki olumlu yanları hatırlatmalı ve pekiştirmelisiniz.

Çocuğun dünyayı adil bulmaması, olayın yaşamıdaki etkileri hakkındaki düşüncelerine karşı hoşgörülü olmalısınız.

Bu durumlarda doktora başvurun

İlk müdahalenin yapılmasına rağmen belirtiler çocuğun normal günlük işlevlerini bozacak kadar şiddetli düzeyde sürmekte ise;

Çocuğun kendine ya da başkalarına zarar verme davranışları ortaya çıkmışsa,

Çocukta travma tepkilerine ek psikiyatrik bozukluk belirtileri ortaya çıkmışsa (örneğin depresyon, madde kullanım bozuklukları gibi...)

Risk faktörlerinin fazla olmasına karşın, sosyal desteğin yetersiz kaldığı durumlarda...